beş: fırında şipşak çipura

Malzemeler:
- 2 çipura
- Zeytinyağı
- Tuz, karabiber
- Beyaz şarap
Hazırlanışı:
Önce güneşin yakıcılığının azaldığı akşam saatlerinin gelmesini bekliyoruz. Atv haber başlarken evden çıkıp yürüye yürüye Bostancı’ya geliyoruz. Para çekmemiz gerektiği için bankamatik arıyoruz, bulamıyoruz, annikusu arayıp yerini soruyoruz. Parayı çektikten sonra, dünyanın en güzel meyveli dondurmalarını yapan Yaşar Usta’dan (bir karıncayı bile incitmemiş olan) bir top kavunlu, bir top şeftalili ve bir top sadeli olmak üzere iki adet külahta dondurma kapıyoruz. Yaşar Usta’ya elimizle ileri geri sallanan tuzluk hareketi yapıp, “Eline sağlık usta, valla süper olmuş” diyoruz, seviniyor. Sonra dümdüz aşağı iniyoruz. Neredeyiz? Bostancı sahili. Akşamın körü olduğu için balıkçılarda balık kalmamış tabii. Kalan üç beş balığa da biz yüz vermiyoruz ve “Neyse canım eve gider makarna yaparız” diye düşünüyoruz. O esnada başka bir balıkçıya rastlıyoruz. Çipura mı levrek mi diye düşünüp çipurada karar kılıyoruz. Biraz ilerideki manavdan da yeşillikleri ve limonları kapıyoruz, tamaam. Eve gelince hiç dinlenmeden bir çay bardağına azıcık beyaz şarap, azıcık zeytinyağı, azıcık tuz ve azıcık karabiber koyuyoruz. Balıklarımızı arkalı önlü olarak bu sosa bulayıp yaklaşık bir saat bekletiyoruz. Yeşillikleri de önce bol suyla yıkayıp, sonra elma sirkeli suda bekletiyoruz ki kumu böceği dibe çöksün. O arada salona gidip bir kaç el kağıt atıp sevgilimizin dolarlarına konabiliriz.
Fırını 180 derecede ısıtıyoruz, balıkları koyuyoruz, on dakika sonra diğer taraflarını çeviriyoruz, bi’ on dakika daha pişiriyoruz ve balıklarımız hazır. Bu arada sofrayı da hazırladık. Gecenin köründe akşam yemeğimizi yiyip, yediden sonra bir şey yememe kuralının suyunu çıkarıyoruz ve kendimizi “Yok yok nasılsa hafif bir yemek oldu” diye kandırıyoruz. Afiyedossuuun.