üç: simitli kahvaltı
yalan yok bizde. size tarif vereceğiz dediysek vereceğiz.
şimdi hanım yemek tarifi yazacak da bi tane, ondan önce ben karalayayım dedim biriki satır. kendisi içeride yemek yapıyor, ben de oturmuş son model renkli…
evet, ani bir baskın yaptı. tatlı sözlerlen gözlerini boyayıp geri yolladım mutfağa. durun size güzel bir simitli kahvaltı tarifi vereyim. önce malzemelerimiz:
- aç sevgili
- 3 simit (tatlı simitse 2 tane)
- 3 adet la vache qui rit marka peynir
- bir domates
- bir salatalık (murat ya da badem)
- iki bardak çay
- bir nektarin (tek a ile)
- tuz, karabiber
- bir kaç yirmibeş kuruş
- son model renkli televizyon, kumandası ve kablolutv
- iki tane pencere
- bir tişört bir pantolon
malzeme listemiz uzun görünse de gözünüz korkmasın. hepsini sadece yirmidakkada topladım. tabii ki aç sevgili dışında. kendisini kandırmam net sekiz yıl aldı. aç olduğu bir zamanı bulmam ise ondan da uzun sürdü. sevgilimdir diye söylemiyorum çok süper bir insandır. asla acıkmaz. bugün de benim hatrım için acıktı zaten. neyse. lafı uzatmanın anlamı yok. öncelikle yapmanız gereken sabah kendisini öperek uyandırmak. başta mıhmıhmıhmıh deyip tekme atmaya çalışsa da sonradan o da seviyor. hanım kızımızı uyandırdıktan sonra hemmen üstünüze tişörtü altına da pantolonu çekip çıkıyorsunuz. tabii ki yanınıza bir kaç yirmibeş kuruşu da alın. sonra dünyanın en süper ikinci sokağında bir aşağı bir yukarı bakın. sonra aşağı tarafı seçip yürüyün yürüyün yürüyün. durun. yok yok börek olmaz. yürüyün yürüyün yürüyün. sola dönün. lan neden simitçi yok diye söylenin. yürüyün yürüyün yürüyün. hisar halıya söylenin. yürüyün yürüyün yürüyün. hala simitçi yok. umutsuzluğa düşün. yürüyün yürüyün yürüyün.
canım benim. haşlanmış pattes getirdi. ne süper bir sevgili değil mi allah aşkına? ay vallahi yerim ben bunu. durun bi öpüp geleyim — öptügüme pişman etti. neymiş böyle sessiz sessiz gidip korkutmuşmuşum. bırak allasen. öpmem arkadaş. ne yani. bak kızdım. yemek çok güzel görünüyordu hayatım. ellerine sağlık. tamam tamam devam ediyorum.
yürüdük. yürüdük. yine geldi. yuh derim. tatlı sözler işe yaramıyor. pattes verirsem belki gider. hiç de hayır demez. bitirdi resmen pattesi. adi. hayır bitireceksen hiç getirmeseydin. allahtan çok seviyorum. yoksa çok kızardım. evet, yürüdük. bulduk mu simitçiyi? yok canım. ama iş bankası var. para mı çeksek? çekelim be. iyi olur. ne de olsa yarın yeni işe başlayacağım, taksiye falan binmek gerek. yetmişüçmilyordolar olan toplam paramdan bir miktar alalım. sonra burdasimitçifalanyoklan deyip hop geri. yürüyün yürüyün yürüyün. hisar halıyı görünce söylenin. yürüyün yürüyün yürüyün. durun. börek olur mu ki? iyice bir düşünün. sonra olmaz deyip yürüyün yürüyün yürüyün. terziciyi, ayakkabıcıyı, sucuyu, kuaförcüyü, mopaşı geçin. hah tamam. orda bi pastane var ya, oraya girin. ordan üç adet simit alın. bir kaç yetmişbeş kuruşu verin karşılığında sonra hop hop hop eve gidin. yukarı çıktığınızda sevgiliniz nerdesin be diye karşılayacaktır sizi. üstlik benimki kadar süperse - ki sanmıyorum - domatesi salatalığı nektarini güzel güzel dilimleyip tabağa koymuştur, üstlerine ne az ne de çok tuzkarabiber eklemiş, çayları getirmiştir. bir de masayı süper bir şekilde hazırlamıştır. bir de peynirleri de ambalajlarından çıkarmıştır. bir de çok süperdir benim sevgilim ya. valla bak. işte sonra siz de hayatım sana simit aldım diyerek bu rezilliğinizi kapatmaya çalışın. tabii ki olmayacaktır. onun için bi altı defa öpün, sonra camları açın biraz essin. güzel güzel yiyin. afiyet olsun. hadi ben gidiyorum. fırında beşamel soslu tavuk bi de pilav yiyeceğim.
ay çok doydum, kusucam.
Comment by silgi — June 15, 2008 @ 10:24 pm
iyi ki iki satır karaladın, ay içim daraldı, yürü yürü yürü, ne be bu, altı üstü simit-peynir yemek için çekilir mi bu yollar ve de bu satırlar.O’lum, bikere hisarhalı sağa dönünce, sola dönersen şenesenevler üzerinden Bostancı’ya varırsın, simitçiler de sıra sıra oralarda. sen daha sağını-solunu bilmezsen, simit napsın. Allahaşkına bida yemek tarifi yapma, otur son model renkli tivini izle. Bi de hıyarı-domatesi anladım da, tuzlanmış-biberlenmiş nektarin neyin nesi oluyo?
Comment by annikus — June 17, 2008 @ 4:55 pm
evet o’lum, cevap ver bu sorulara. halk bilmek istiyor.
Comment by silgi — June 18, 2008 @ 2:41 pm
güneşin altında yaklaşık sekiz saat simit aramışım, sonra gelmişim evde tuzlukarabiberli nektarin yemişim. çabalarımı takdir edeceğinize bir tokat da siz atmışsınız, hoş mu allah aşkına? hiç yakışıyor mu?
Comment by iyacp — June 18, 2008 @ 5:01 pm
bir de misirli birsey vardi. neydi, bi gece tarif vermisti. ha. tavada kasarli superfresh misiri. evet.
Comment by gamze — June 23, 2008 @ 8:21 pm
Mesajiniz icin tesekkurler bana cok faydali bir bilgi oldu saolun
Comment by Yemek Tarifleri — July 2, 2008 @ 1:15 am
haha haha..yemekler eminim nefistirde ben muhabettinize hayran kaldım. şimdi 3 yıllık eski model kocama mail atsam serzenişte bulunsam, bana da iki kalem tatlı söz söyle, bir allahın günü sen öperek uyandır die napar sizce. bence gereksiz bir eylem olur bizimkine. allah sevginizi arttırsın..buarada simit tarifindeki yürü yürü kısımları ve yaşar ustadan yenen dondurma öğrencilik mazimin geçtiği kozyatağı semtine özlemimi arttırdı.
tekrar sevgiler
Comment by jusanya — October 17, 2008 @ 10:56 am
aşkolsun jusanya, üç yılın nesi eski model. söyle tabii ki kocana “şunu yap bunu yap, beni öperek uyandır, işten yorgun geldim ayaklarımı tuzlu su dolu leğende yıka” diye. bence kesin yapacaktır. ulan evlilik, aşk dediğin ne ki zaten. insanın sırtını sevgilisi kaşıdığında, kendisi kaşıyormuş gibi hissetmesi değil mi, ya da ona yakın bir şey işte. birbirimizin gönlünü hoş etmedikçe neden uğraşalım ki simitlerle, taksitlerle, bebelerle.
sevgiler bizden.
Comment by silgi — October 17, 2008 @ 11:50 am
bayıldım sevgi tarifinize:) bizde koca gitti kendine sırt kaşıyıcı aldı, ben de ben varken ona ne hacet die alıyorum her seferinde elinden…sözlerini beynimin bir köşesine kazıdım, tariflerini hep gülümseyerek okudum. takipçinizim efem,
sevgiler
Comment by jusanya — October 20, 2008 @ 3:37 pm